Makaleler

Banka Hesabını Başkasına Kullandıran Kişinin Cezai Sorumluluğu

Son yıllarda banka hesaplarının üçüncü kişiler tarafından kötüye kullanılması vakaları artmış ve bu durum, hukuki anlamda ciddi sonuçlar doğurmuştur. Özellikle dolandırıcılık suçlarında, suça doğrudan iştirak etmeyen ancak banka hesabını başkalarına kullandıran kişilerin cezai sorumluluğu tartışma konusu olmuştur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 04.06.2024 tarihli kararı, bu konuda önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

Bu makalede, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) dolandırıcılık suçunu düzenleyen maddeleri çerçevesinde, banka hesabını kullandıran kişilerin hukuki durumu Yargıtay’ın güncel kararı ışığında ele alınacaktır.

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 157 ve 158. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanuna göre dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak ve bu aldatma sonucunda mağdurun veya bir başkasının zararına, failin ya da üçüncü bir kişinin menfaat sağlamasıdır.

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması gerekmektedir:

Hileli davranışlar: Failin, mağduru aldatmaya yönelik hileli eylemler gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Aldatma (yanıltma): Hileli eylemler, mağdurun yanıltılmasına elverişli olmalıdır.

Haksız menfaat sağlama: Mağdurun zarara uğraması veya failin ya da bir üçüncü kişinin menfaat elde etmesi gerekmektedir.

İlliyet bağı: Hileli eylem ile mağdurun uğradığı zarar arasında doğrudan bir bağlantı bulunmalıdır.

Dolandırıcılık suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, mağduru bilinçli şekilde aldattığını ve bu aldatma neticesinde haksız kazanç sağladığını bilmesi gerekmektedir.

TCK’nın 158. maddesi uyarınca, suç bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıyla işlendiğinde nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur. Bu durumda, suçun cezası artırılmaktadır.

Son yıllarda, dolandırıcılık suçlarının önemli bir kısmı banka hesapları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Dolandırıcılar, genellikle üçüncü kişilerden hesap bilgilerini temin ederek bu hesapları para transferi amacıyla kullanmakta ve mağdurları yanıltmaktadır. Örnek vermek gerekirse "Mağdurlar" "Hesabımda bloke var,  param gelecek senin hesabına gönderseler olur mu? " şeklinde tekliflerin muhatabı olmakta karşı tarafı kırmamak adına teklifi kabul etmekte ve nihayetinde kendilerini Ağır Ceza Mahkemesinde Sanık olarak bulmaktadırlar. Bu tarz tekliflerin kabul edilmesi ağır sonuçlara sebebiyet vermektedir. Bu noktada, banka hesabını dolandırıcılık kastıyla başkasına kullandıran kişi, dolandırıcılık suçuna yardım eden sıfatıyla cezalandırılabilir. Ancak, hesap sahibinin suça bilinçli olarak iştirak edip etmediği hususu, her somut olay özelinde ayrı değerlendirilmelidir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2024 tarihli kararında, banka hesabını kullandıran kişinin suçun işlenmesine doğrudan katkıda bulunmadığı ve elde edilen paradan herhangi bir menfaat sağlamadığı durumlarda, dolandırıcılık suçundan cezalandırılamayacağına hükmedilmiştir.

Karara konu olayda: Sanıklardan biri, bir başka sanığa banka kartını kullandırmış, ancak hesaba gelen paradan herhangi bir pay almadığını savunmuştur.

Mahkeme, sanığın suç kastının bulunmadığını ve dolandırıcılık eylemine bilinçli şekilde iştirak ettiğine dair yeterli delil olmadığını değerlendirmiştir.

Yargıtay, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını bozmuştur.

Bu karar, banka hesaplarının kötüye kullanılmasıyla ilgili davalarda sanıkların cezai sorumluluğunun belirlenmesine dair önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

Yargıtay’ın bu kararı doğrultusunda, banka hesaplarının kötüye kullanılması durumlarında aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir:

Hesap sahibinin dolandırıcılık kastı taşıyıp taşımadığı somut olay özelinde araştırılmalıdır.

Hesap sahibi, banka hesabını bilinçli şekilde suça aracı olarak kullanmış mı, yoksa iyi niyetle mi kullandırmış?

Hesaba aktarılan paradan sanığın maddi bir kazanç sağlayıp sağlamadığı tespit edilmelidir.

Sanık, diğer faillerle dolandırıcılık suçunu işlemek amacıyla birlikte hareket etmiş mi?

Hesap sahibi, dolandırıcılık eylemini bilmesine rağmen suça kayıtsız kalmış mı?

Eğer sanığın dolandırıcılık kastı olmadığı, yalnızca tanışıklık veya güven ilişkisi nedeniyle hesabını kullandırdığı tespit edilirse, dolandırıcılık suçundan mahkûm edilmemesi gerekir.

Banka hesaplarının dolandırıcılık suçlarında kullanılmasına yönelik artan vakalar nedeniyle, hesap sahiplerinin cezai sorumluluğu önemli bir hukuki tartışma konusu haline gelmiştir.

Yargıtay’ın güncel içtihadı, banka hesabını kullandıran kişinin suç kastının bulunmaması ve dolandırıcılık fiiline bilinçli şekilde iştirak ettiğine dair kesin delil olmaması halinde, sanığın beraat etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu karar, uygulamada benzer davalar açısından yol gösterici olup, özellikle iyi niyetle banka hesabını kullandıran kişilerin cezalandırılmaması gerektiğine dikkat çekmektedir. Ancak, hesap sahiplerinin hesaplarını bilinçsiz şekilde üçüncü kişilere kullandırmalarının riskli olduğu ve ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.

Bu nedenle, banka hesabını herhangi bir kişiyle paylaşmadan önce dikkatli olunmalı ve şüpheli bir durumda derhal yetkili makamlara başvurulmalıdır.